
25 Ekim 2008 Cumartesi
24 Ekim 2008 Cuma
Ah Ramos Vah Ramos

Eski Dost Düşman Oldu

Jose Mourinho'yu futbolla ilgilenen herkes hemen hemen az çok bilir. Sürekli konuşan, rakibi hakkında atıp tutan, ukala bir adamdır. Sırf bu yüzden onu seven insanlar var bir sürü bense sevmeyenler tarafındayım Mourinho'yu. Ukala açıklamaları, herkese laf yetiştirme çabası içinde olması beni uyuz ediyor resmen.
Mourinho'nun Chelsea'deyken bir numaralı adamlarından ve kendisinin de birçok defa çok sevdiğini belirttiği bir açıklaması var ki kendi kendime haklı olduğumu gösteriyor bir kez daha. Mourinho Drogba'yı kendini çok sık yere atmakla suçlamış. Daha doğrusu suçlama değil de nasıl olsa artık Chelsea teknik direktörü değilim o yüzden onları savunmama gerek yok, Drogba kendini en çok yere atan oyunculardan biriydi demiş. Ayrıca Torres, Ronaldo gibi oyuncular da bu kategoriye girerler diye de eklemiş. Mantığa bak adamdaki; yarın bir gün Drogba çıkıp nasıl olsa artık aynı takımda değiliz Mourinho ukalanın tekiydi dese ne güzel olurdu aslında.
Ben de İstiyorum Ama...

Samet Aybaba bugün yaptığı açıklamada Darko Kovacevic'i hala istiyorum demiş. Samet Aybaba'nın cümleleri tam olarak şunlar; ''Kovaçeviç'i istiyordum, hala istiyorum. Maliyeti yüksek. Şehir olarak kenetlenirsek alacağımıza inanıyorum. Kimseyi suçlamamak gerek. Bu oyuncunun maliyeti yüksek ama hazır oyuncu, takıma katkısı olacak''
Şehir olarak kenetlenip ne yapacaz hocam? Enerjimizi doğru kullanıp kutuyu mavi açıp mı getireceğiz Kovacevic'i? Kimseye suçlamamak derken ne demek istedin acaba suçlamadın mı zaten? Yani Kovacevic'i ben de çok isterim gelsin oynasın. Sercan'a indirsin Sercan atsın, Yusuf ortalasın Kovacevic atsın süper olur ama bu açıklama olmamış sanki.
Ha bir de bir Adriano vardı, sizin getirdiğiniz. Geldiğinden beri neredeyse tek faydalı hareket yap(a)mayan. O kadar hafta izleye izleye aldığınız adam bu mudur? Bu adama sene başında beri bu kadar güveniyordunuz, sırf ben bu adamı aldım görün bakın iyi oyuncu diye kaç maçta heba ettik pozisyonları. Şimdi ne oldu? En sonunda da gitmiş zaten.
''Adriano'yu Brezilya'nın en iyi 5-6 oyuncusu arasında olduğu için transfer ettik. Kamplarda iyiydi, sonra bozuldu. Birtakım sorunlar oldu, çözemedik. Ülkesine gitti ve büyük bir ihtimalle takas olacak''
Bari şunları deme adam hakkında. Brezilya'nın en iyi 5-6 oyuncusu kim? Hazırlık maçlarında iyi olan kim? Yapma gözünü seveyim Samet Hoca. O kadar Brezilya'da futbolcu izle, sonra al gel Adriano'yu, 7. haftada gitsin adam, arkasından da çık de ben Kovacevic'i istiyorum. Ben de istiyorum hocam vallahi billahi ama öyle olmuyor işte bu işler, sen daha iyi bilirsin.
Kewell Turuncu Sever
Galatasaray Uefa Kupası'na beklentileri karşılayarak başladı, hem de fazlasıyla karşıladı diyebiliriz. Olympiakos karşısında 1-0'lık skorla galip geldiler ama çok rahat 4 olabilirdi. Şanssızlık, beceriksizlik, dikkatsizlik sonucu goller kaçtı ve son dakikalarda bu müthiş sakata geliyordu az daha. Kovacevic veya Diogo golle burun buruna geldiler. Onlardan biri girse yazık olurdu Galatasaray'a. Galatasaray'ın bu yıl oynadığı en iyi futboldu belki de. İlk yarının başındaki gol girene kadar oynanan oyun ve ikinci yarının başında oynanan baskılı oyun mest etti. Arda keşke golü atsaydı ne güzel fantazi takımını da çoşturacaktı. Ülke puanının yerlerde süründüğü şu zamanlarda Galatasaray'ın bir ışık yakması güzel oldu en azından. Kewell da bu arada turuncu formayla atmaya devam ediyor. Şu ana turuncu forma altında gol atamadığı tek maç Trabzonspor maçı yamulmuyorsam. O maçta da atmasına gerek kalmadı desek yalan olmaz.
Uefa gecesinde sürpriz maçlar da vardı. Portsmouth'un Braga'ya kaybetmesi beni hayli şaşırttı doğrusu. Tottenham kan kaybetmeye devam ediyor. Büyük favoriler Hamburg, Milan, Sevilla iyi başladılar. Aston Villa da sürpriz favorim benim ve onlar da galibiyetle başladı.
A GRUBU
Schalke 3 - 1 Paris S.G.
FC Twente Enschede 1 - 0 Racing Santander
B GRUBU
Galatasaray 1 - 0 Olympiakos
Hertha BSC 1 - 1 Benfica
C GRUBU
Sevilla 2 - 0 Stuttgart
Partizan Belgrade 1 - 2 Sampdoria
D GRUBU
Udinese 2 - 0 Tottenham H.
Dinamo Zagreb 3 - 2 NEC Nijmegen
E GRUBU
SC Heerenveen 1 - 3 AC Milan
Braga 3 - 0 Portsmouth
23 Ekim 2008 Perşembe
Nba Bahsi #2

Nba'de sezonun şampiyonunun kim olacağına dair bahisleri geçen gün aktarmışrım. Bu seferki lay bir iddaa değil de daha çok bir tahmin gibi birşey. LA Times yazarı Mike Breshanan Nba'deki genel menajerlere tek tek sezona yönelik tahminlerini sormuş ve küçük bir anket yapmış.
GM'lerin tahminlerine göre %46 oranında Lakers Celtics'i geçip şampiyon oluyor. %19'u Celtics, %12'si de Hornets şampiyon olur demişler. GM'ler yanılmaz umarım. MVP ile ilgili tahminlerinde ise %56'lık bir oranla James'e güvenmişler ki ben olsam ben de buna oy verirdim. Kobe ve CP3 Lebron'u takip edenler bu kategoride. GM'lerin her grupla ilgili ayrı ayrı tahminleri içinse şuraya bir göz atabilirsiniz.
CL - Week 3.2
Gecenin hayalkırıklığı Marsilya ve Shakhtar yıldızları da Barcelona ve PSV.
22 Ekim 2008 Çarşamba
En İyisiydiler

"In the past couple of years we have played some terrific sides but I think that's the best.
It was one of the best performances I have come across watching European football. It will take some team to beat them, that's for sure."
"Wayne Rooney was unplayable. When you see players like that you have to say he's a world-class player, backed up by a couple of other world-class players and six or seven international players."
--------------------------------------------------------------------------------------------------
Bu sözler dün gece Old Trafford'da United'a 3-0 kaybedeb Celtic teknik direktörü Gordon Strachan'a ait. Strachan maçtan sonra yaptığı açıklamada United'ın şu ana kadar Avrupa'da gördüğü en iyi takım olduğunu, birilerinin onları yenmesinin gerçekten çok zor olduğunu belirtmiş. Son zamanlarda patlama yaşayan Rooney'e de değinen GS onun karşısında oynamanın ne kadar zor olduğunu falan filan da anlatmış.
GS'nin bu dedikleri tartışılabilir ama pratikte bunlar doğru. Manchester United son CL şampiyonu ve kupayı başka bir takım alana kadar da öyle kalacaklar. Şu anki duruma göre korumaya bir hayli yakınlar. Nazar değmesin inşallah diyorum. Gordon tahtaya vur...
CL - Week 3.1
F grubunda beni en çok şaşırtan sonuçlar alında. Bayern'in kötü gidişi üzerine Fiorentina ordan puan çıkarır diyordum ama Bayern acımadı. Erken gelen gollerle birlikte Klinsmann'ın kredisi biraz daha doldu. Fiorentina Lyon'da kaybettiği 2 puanı çok arar bu durumda. Diğer maçta da Steau gol yemez abi kendi evinde atarsa alır yoksa golsüz biter demiştim arkadaşa gündüz fakat gol bırakın neler oldu neler. Steau 2-0'ı koruyamadı ve 5 tane yedi. Benzema&Fred A.Ş Steau'yu yıkan ikili oldu. Yalnız Galatasaray'ın gol bile atamadığı Steau bu kadar gol nasıl yedi hala anlayamadım, hem de kendi evinde. Garip.
Gecenin yıldızları Fred, Benzema, Llorente ve Juventus. Hayalkırıklığı ise Fenerbahçe.
21 Ekim 2008 Salı
Ödeşeceğiz
"The only thing I call cowardly is when you're up by 10 and do it. That's a coward move." "It doesn't work. You know San Antonio tried it but they went home a couple weeks after we went home."
"I just have to go to the line and hit them and make them pay."
Shaq playoff'larda kendisine sürekli faul yaparak Hack-a Shaq taktiğini uygulayan Popovich ve Spurs'e ağlam bilenmiş. Shaq'ı bildim bileli kötü faul atar ve rakipleri de bu taktiği ona karşı kullanırdı. Hatta Nba finallerinde ona faul yapılmasında da avantajımız gitmesin diye Pacers'a karşı son dakikaları onsuz oynamak zorunda kaldığımızı hatırlarım çoğu zaman. Fakat Kocaoğlan'ın bunu hiç bu kadar içerlediğini hatırlamıyorum. Spurs ile sezon açılış maçında karşılacaklar ve Shaq onlara bunu ödeteceğini söylemiş. 10 sayı öndeyken bile bu taktiği uygulamaları onu kızdırmış sanırım. Kocaoğlan bu kızdırmaya gelmez, ne kadar yaşlansa da hantallaşsa da hala tek atımlık kurşunu vardır. Bakalım izleyip göreceğiz, ödetebilecek mi Popovich'e o faullerin bedelini?
Vursaydın
"I have seen the match on video and I believe I should not have been sent off with three minutes to go. If I had punched him, I would have understood. Now I wish I had."Drogba'nın mayıs ayındaki CL finalinde kırmızı kart gördüğü pozisyonla ilgili yorumu. Drogba Vidic'le girdiği ikili mücadele sonrası kırmızı kart görmüş ve oyundan atılmıştı. Belki de Terry'nin kullandığı penaltıyı kullanacaktı atılmasaydı kimbilir? Taraftarlar arasında onu bu yüzden suçlayanlar da varmış zaten.
Herneyse Drogba o gün Vidic'e kafa göz dalsaydı ne olurdu? İlk ihtimal olarak hemen hemen her futbolcu gibi Vidic kendini yere atar, Drogba da okkalı bir ceza alırdı. İkincisi de Vidic cüssesine güvenmenin verdiği gaz ve de damarlarındaki Sırp kanının da etkisiyle Drogba'yı haşat edebilirdi ki düşük bi ihtimal bu.
Federasyon Drogba'nın bu açıklamasından sonra araştırma başlatmış. Drogba'ya ağır bir ceza yolda aynı Roy Keane olayında olduğu gibi. Belki de bu açıklamadan sonra Drogba da Keano gibi fırsat kollayıp ilk maçta Vidic'in indirir belli olmaz.
Nba Bahsi
Nba'de yeni sezon önümüzdeki hafta başlıyor. Geçen yılki finali Celtics kazanıp şampiyon olmuştu ezeli rekabette Lakers'ı geçerek. Bu sezon da bu iki takım en büyük adaylardan ikisi. Bahis şirketlerinin oranlarına göre bu yılın şampiyonluk için en önemli adayı Lakers, hemen arkalarından da Celtics geliyor. New Orleans Hornets ve Detroit Pistons da bu takımları takip ediyor.Benim favorim biraz da taraflı olarak Lakers. Sakatlıktan dönen Bynum eklemesiyle pota altındaki eksiklik kapanmış durumda ve bir sakatlık olmadığı takdirde ipi göğüsleyebileceğimizi düşünüyorum. Final için diğer taraftan en büyük favorim ise Lebron'un Cavaliers'i.
Neyse lafı uzatıp da sezon öncesi yazısına girmeden kısa keseyim. Vegas.com adlı bahis firmasının şampiyonluk için oranları aşağıda. Güvenen varsa parayı bastırsın oynasın. Bu sakatlıkların kimi çarpacağı belli olmaz.
20 Ekim 2008 Pazartesi
Arkandayız
Tottenham dün deplasmanda 9 kişi bitirdiği maçta Stoke City'e de kaybderek dibe resmen attı. 8 hafta geride kaldı ve 2 puanla ligin son sırasında Tottenham. Ramos geçen haftalarda kötü gidişe rağmen, işimin başındayım, bir yere gitmiyorum diyordu ama dünkü maçtan sonra ifadelerini biraz değiştirmiş. Şu anda ligin dibindeyiz ve bu hiç de hoş değil tabi ki, korkunç bir durumdayız ve bu durumdan hiç memnun değilim demiş Ramos. Ramos'un yolculuğu yakındır bana kalırsa. 8 haftada tek galbiiyet alamazsan olacak bellidir, hele ki Tottenham gibi hedefleri yüksek ve transfere tonla para harcamış bir klüpte.Tü bu gelişmelere rağmen takım kaptanı Woodgate takım arkadaşlarının ve kendisinin Ramos'un arkasında olduklarını belirtmiş. Arkandayız demek kolay Jonathan'cığım. Çıkıp iki maç kazansanıza onun yerine, daha hoş olmaz mı?
Dönüşüm Muhteşem Olacak

The Special One dün Inter'ın Roma'yı dümdüz ettiği maçtan sonra bir gün İngiltere'ye mutlaka döneceğini belirtmiş. Gidişi biraz hüzünlü olmuştu geçirdiği yıllara nazaran. Dönüşü muhteşem olabilir. Jose öncelikle İtalya'da kazanması gerektiğini ve İtalya'da kupaları kazanıp sözleşmesi de bittiğine kesinlikle İngiltere'ye döneceğini belirtmiş.
"I have to win first," he told Sky Italia.
"I like difficult things. After Inter I will return to England, but I want to win here first.
"I have a contract with Inter, but when that finishes I will definitely return to the Premier League, I like it a lot."
Mourinho'nun sözleşmesi 2011 yılında bitiyor Inter'le. Mourinho kendi ağzıyla söylediğine göre 2012 yılına Ada'da başlayacak. Şimdiden hangi takıma gideceği hakkında yorumlar yapılmaya başlanmış bile. Ben bu sefer yolunun Manchester'dan geçeceğini düşünüyorum. Sir'den boşalan United koltuğu onu kesinlikle cezbedecektir. Orası olmadı Arapların parayı su gibi akıttığı Ciyty koltuğu da uygundur.
Milli Forma Aşkı
David Beckham şu sıralar forma giydiği LA Galaxy'nin sezonunun yakında bitecek olmasından dolayı lig bittikten sonra milli takıma seçilmek için "nasıl formda kalabilirim"in hesaplarını yapmaya başlamış şimdiden. Geçen yıl Beckham Capello'nun gözüne girmek ve milli takımla 100.maçına çıkmak için Arsenal'le antrenmanlara çıkmıştı özel bir izin alarak Arsenal'den.Bu yıl aynı şeyi Milan'la yapıcak sanırım. Milan'ın ikinci adamı Adriano Galliani Beckham'ın böyle bir istekte bulunması haline klübün onu olumlu karşılayacağını belirtmiş. Böyle bir durumda önce Carlo Ancelotti'ye sorarım tabi ki ama klübümüz onu memnuniyetle ağırlıyacaktır demiş. Galliani'nin dediğine göre ayrıca Beckham Los Angeles'a transfer olmadan önce neredeyse Milan'a geliyormuş ama son anda işler değişmiş falan. Onu da alsaydınız da takımı iyice huzurevine çevirseymişsin be Galliani.
Beckham şu anda 107 kez milli formayı giymiş durumda ve 2 kez daha giyerse Bobby Moore'un rekorunu kırarak en çok forma giyen İngiliz olacak. Bunu da hak ediyor ama adam. Seneye de Bursaspor'da gelsin çalışsın boş zamanında, bekleriz.
17 Ekim 2008 Cuma
Türkiye Kupası Grupları
Fortis Türkiye Kupası Gruplarının kuraları bugün çekildi. Gruplar 5 takımlı 4 gruptan oluşuyor. İlk iki sırayı alan takımlar gruplardan çıkıp çeyrek finalde mücadele edecek. İlk maçlar 29 Ekim'de.

Beşiktaş düşebileceği en zor gruba düşmüş. Trabzon ve Antep deplasmanları Beşiktaş'ın işinizi baya zorlaştıracak. B grubunda Galatasaray ve Kayserispor pek zorlanmaz gibi. C grubunda Sivas ve Konya en şanslı takım gibi.
Bursaspor'un rakipleri ve fikstürü oldukça iyi. İçerde Tokat ve Ankaragücü dışarda Es-Es ve Fenerbahçe. İçerde puan kaybetmez ve ikinci evimiz Kadıköy'de de geleneğimizi sürdürürsek rahat çıkarız. Grubun ilginç bir tarafı da 06-16-26'nın rakip olması. Bursaspor ve Fenerbahçe çıkar bu gruptan da.
15 Ekim 2008 Çarşamba
13 Ekim 2008 Pazartesi
İmparator
Türkiye'de Fatih Terim'den önceki ilk imparator Nejat Biyediç'tir aslında. Bursaspor'un başında 94 yılındaki Mususi'li, Baliç'li kadro ile Intertoto'da yaptıklarından sonra kendisine bu isim layık görüldü. Tribünlerde yıllarca İmparator diye çağrıldı Nejat Biyediç.Geçen sene Eskişehirspor'un başına geçerek 12 yıl aradan sonra Es-Es'i süper lige çıkarttı. Ama Es-Es'de çalışmadan önce ciddi bir lenf kanseri hastalığı ve ameliyatı geçirmişti İmparator. Bursa'da da kendisi için birçok maçtan önce Geçmiş Olsun İmparator pankartları açılmış, dakikalarca onun için tezahüratlar yapılmıştı. İmparator da kendisine gösterilen bu sevgiden sonra Bursa'ya geldiğinde stadda gözyaşlarını tutamamıştı.
Bugün Biyediç'i Cnn Türk'deki Futbol Ekstra'da gördüm canlı yayında. Rast gele kanalları dolaşırken bir anda Biyediç'e çok mu benziyor yoksa hakkaten O mu diye düşündüm. Sonradan farkına vardım İmparator olduğunu. Meğer hastalıktan sonra yüz hatları çok değişmiş tanıyamadım. Hastalık çok hırpalamış Nejat Hoca'yı. Yaşlanmış resmen. Gözlerime inanamadım. Canlı yayında görmesem de inanamazdım zaten. Her neyse kendisine bir kez daha geçmiş olsun diyorum. Gerçek İmparator.
11 Ekim 2008 Cumartesi
Sercan Parlıyor
Millilerimiz çok iyi bir oyun oynamalarına rağmen 1-0'lık bir avantajla deplasmana gidecekler. Aslında bundan önce Ümitlerimizin maçlarını pek de takip etmezdim doğrusunu söylemek gerekirse. Sırf Sercan'ın yaptığı çıkış ve merakım izlememe vesile oldu diyebilirim. Sercan bu maçta çok iyi performans ortaya koymasa da fırsatçılığı sayesinde attığı golle gün kurtardı. Sercan aslında toplu oyunda çok da iyi performanslar ortaya koyamıyor. Tabi bunları Galatasaray ve milii maçı izleyerek söylüyorum ama en büyük silahı savunmanın arasına yaptığı koşular ve takipçilik-fırsatçılık ne derseniz artık.Aslında bu kadar formda bir oyuncuyu A Milli Takım'a almak gerek ama ümitlerimizin de bu önemli maçlarda Sercan'a ihtiyacı var diye düşünüyorum. Hatta sakatlıklar olmasa da A Millilere giden ümitler de geri dönebilse. İkinci maç zorlu geçecek Belarus'ta.

TÜRKİYE: 1 - BELARUS: 0
Hakemler: Peter Sippel xxx, Kai Voss xxx, Josef Maier xxx (Almanya)
Türkiye: Onur xxx, Aykut xx (Dk. 45 Serkan xx), Ferhat xxx, Orhan xxx, Eren xxx, Mehmet xx, Sercan xxx, Abdullah xxx, Mustafa xxx, Özer xxx (Dk. 72 Mahmut xx), Aydın xx (Dk. 53 Alparslan xxx)
Belarus: Chasnovsky xx, Shitau xx, Martvnovich xx, Asipovich xx, Bardachou xxx, Kisliak xx, Valadzko x, Kryvets x (Dk. 85 Kuchuk x), Putsila xx (Dk. 82 Hihevich x), Kovel xx, Kamarovski xx(Dk. 76 Chuklei x)
Gol: Dk. 10 Sercan (Türkiye)
Sarı Kartlar: Dk. 35 Kovel, Dk. 90 Kisliak (Belarus), Dk. 52 Özer (Türkiye)
8 Ekim 2008 Çarşamba
Sevinirken Üzülenler
Söz tam olarak doğru olmayabilir ama böyle birşeydi işte. Neyse buyrun;

5 Ekim 2008 Pazar
Yusuf Aldı Götürdü
Maça iyi başladık ve ilk yarıda oldukça iyi de oynadık diye düşünüyorum. Sercan ve Adriano'nun ayağından çok net iki gol kaçırdık. Hadi Adriano neyse de Sercan'ın kaçırması pek hoş olmadı ama onun da heyecanına vermek lazım. İlk kez bu kadar ön planda ve baskı altında bir maça çıktı, heyecanlanmış olma ihtimali yüksek. Neyse ki Yusuf'un harika paslarından 3.sünü M.Sarp değerlendirdi. İlk yarı öyle bitti. İkinci yarıya da golle başladık ve başrolde yine Yusuf vardı. 2-0'dan sonra skoru korumak amacıyla fazla geri çekildik ve 2-1 de olunca yiyeceğiz diye bir hayli korktum. Bu tip maçlarda koruyamıyorduk çünkü skoru. Neyse ki korkulan olmadı ve 2-1 kazandık.Bugünkü maçın tek kahramanı Yusuf kesinlikle. Tek başına aldı desek yalan olmaz. Tabi Galatasaray'ın eksikleri çok fazlaydı ama bu sonucu ve Yusuf'un yaptıklarını değiştirmiyor. Daha önceki haftalarda sık hata yapıyor dediğim savunmamızda bugün oldukça iyiydi. Yusuf topu alınca takımı rahatlatıyor, pasını atıyor ve arkadaşlarını direk pozisyona sokuyor. Yıllardır böyşe bir oyuncunun eksikliğini hisseder dururduk, hakikaten fark yaratıyor adam. Onun dışında M.Sarp ve B. Ozan ikilisi ortada oldukça iyiydi. İyi bir ikili oldular. Kalede Ivankov atıyor, tutuyor şimdi de attırmaya başladı. İlk golde Yusuf'a verdiği pasla golü yaptı resmen. Helal olsun. Forvette de Adriano müthiş çalıştı, yüksek toplarda başarılı oldu. Servet ve Meira'yı zorladı fazlasıyla. Tek eksiği golü atamamış olması. Galatasaray'da ise Ayhan harika oynadı. Tek pas hatası bile yapmadan bitirdi maçı. Sercan içinse diyecek bişey yok. Çok da ahım şahım bir maç çıkarmadı ama yine golünü attı. İlk yarıdaki atsa aslında işi daha erken bitebilirdi. Ne olursa olsun yeni bir yıldız doğuyor. Baros'u da geride bırakarak gol kralı oldu bu maçla Sercan. Geride kalan haftalarda gördük ki bu takımın en önemli transferleri Ivankov ve Yusuf'dur. Sercan'da alt yapıdan gelerek üçlüyü tamamladı.
Uzuuun yıllar sonra Bursa'da böyle bir hava oluştu ilk defa. Milli haftadan sonra içerde Eskişehir sonra da Kadıköy maçları var. Bu takım ikisini de kazanabilecek güçte. Hele ki bugünkü Kayseri faciasından sonra iki yıldır gol yemediğimiz Kadıköy'de Fenerbahçe'nin kötü durumundan faydalanmamız lazım. Allah nazardan saklasın diyorum, sakatlık vermesin. Amin.
4 Ekim 2008 Cumartesi
Aday Kadrolar
Kaleciler: Volkan Demirel (Fenerbahçe), Serdar Kulbilge (Kocaelispor), Tolga Zengin (Trabzonspor)
Savunma oyuncuları: Gökhan Gönül (Fenerbahçe), Serdar Kurtuluş (Beşiktaş), Sabri Sarıoğlu (Galatasaray), Servet Çetin (Galatasaray), Ceyhun Gülselam (Trabzonspor), İbrahim Kaş (Getafe), Gökhan Zan (Beşiktaş), Hakan Kadir Balta (Galatasaray), Çağlar Birinci (Denizlispor), Uğur Boral (Fenerbahçe)
Orta saha oyuncuları: Gökdeniz Karadeniz (Rubin Kazan), Kazım Kazım (Fenerbahçe), Aydın Yılmaz (Galatasaray), Ayhan Akman (Galatasaray), Mehmet Aurelio (Real Betis), Emre Belözoğlu (Fenerbahçe), Nuri Şahin (Borussia Dortmund), Mehmet Topuz (Kayserispor), Caner Erkin (CSKA Moskova), Arda Turan (Galatasaray)
Hücum oyuncuları: Halil Altıntop (Schalke 04), Mevlüt Erdinç (Sochaux), Batuhan Karadeniz (Beşiktaş), Gökhan Ünal (Trabzonspor), Mehmet Yıldız (Sivasspor)

Kaleciler için diyecek bişey yok zaten, uzun zamandır hep aynı isimler. Açıkçası daha iyi kalecilerimiz de yok.
Savunma konusuna gelince Fatih Terim'in ne yaptığı anlamakta zorlanıyorum bazı oyuncu seçimlerinde. Mesela Gökhan Zan'ın ne işi var milli takımda. Kendi takımında bile süre alamıyor, aldığında da takımının yediği gollerde en büyük sorumlu konumuna geliyor ama kesintisiz milli takımda uzun zamandır. Bu adamı Beşiktaş taraftarları takımda görmek istemezken milli takımda katlanmak zorunda mıyız? Başka oyuncumuz mu yok? Trabzonspor'lu Egemen niye kdaroya alınmıyor? Hadi Bursa'dayken fark edilmiyodu diyoduk e Trabzsonspor'da da mı fark edemedi İmparator(!) Ceyhun Gülselam kim ayrıca. Sezon başından beri toplam 6 dk oynamış bir adamda nasıl bir cevher fark etti acaba imparatorumuz 6 dakikada. Helal olsun.
Orta saha oyuncularında da bana garip gelen şu; Selçuk İnan ligdeki ilk 2 hafta iyi oynayıp kadroya alınmıştı fakat hiç süre alamadan ayrıldı kamptan. Şimdi de kadroya alınmamış görüyoruz ki. Hani geçtiğimiz ay denemiş olsa beğenmese tamam da ne oldu yani de alınmıyor bu adamlar?
Hücum oyuncularında da Batuhan'ın orada olmasını anlamış değilim. Tamam Ümit Milli Takım'da iyi oynadı, goller attı ama A Milli Takım'a bir anda yükselmesi garip bence hele ki Ümitlerin çok önemli bir maça çıkacak olması işi daha da gariplştiriyor. Madem Batuhan girebiliyor o zaman gol kralı Sercan'ın da oraya girmesi lazım Fatih Hoca. Neyse ki Sercan ümitlerimizin en önemli kozu olacak playoff maçlarında. Mehmet Yıldız'ı da keşfetmiş sonunda imparatorumuz.
Son olarak da Fatih Terim sakatlık durumu belli olmayan ouncuların iyileşmelerini bekleyeceklerini aksi bir durumda ümitlerden A Takım'a oyuncu alabileceklerini belirtmiş. İzleyip göreceğiz bakalım, imparator herşeyin en iyisini bilir nasılsa.





