19 Aralık 2007 Çarşamba

Alemin Keyfi Yerinde



Manchester United'lı oyuncular Carling Cup'ta maçları da olmaması dolayısıyla fırsattan istifade toplanıp Ferdinand'ın organizasyonu eşliğinde yılbaşı partisi yapmaya karar vermişler.Ferdi Great John Street Hotel'i ayarlamış, içkiler ısmarlanmış, hatunlar vs bilumum parti ihtiyaçları giderilmiş. 25 kişilik parti için 30 oda ayırtılmış.Fakat herşey yolunda giderken hatunlardan biri 'ulan böyle bir ortamda bi cinlik yapayım da bari adım duyulsun' mantığıyla hareket ederek olsa gerek polise tecavüz şikayetinde bulunmuş.Polis partiyi basmış daha sonra da resimdeki Kuzey İrlanda'lı oyuncu John Evans'ı alıp götürmüşler merkeze.26 yaşındaki ablamız tecavüz şikayetinde bulununca polisler kapsamlı soruşturma falan yapmışlar ama şimdilik birşey çıkmamış.John Evans da kefaret karşılığı serbest bırakılmış.23 Şubat'a kadar salıverilmiş 19 yaşındaki körpe Evans.Fakat soruşturma devam ediyormuş.Birşey çıkarsa muhtemelen Evans yeniden çağırılır falan.


Bu tecavüz olayı bu yıl Manchester'lı oyuncuların başına gelen ikinci vak'a.Bundan önce de Ronaldo malikhanesinde genç oyuncular Nani ve Anderson'a küçük bir parti vermişti.O partideki kızlardan biri de daha sonra polise falan gitmişlerdi ama birşey çıkmamıştı.Hatta Ferguson olayla ilgili olarak 'abartılacak birşey yok Ronaldo sadece genç oyuncuların ortama alışmasını sağlıyor' gibilerinden birşeyler demişti.Bu konu hakkında henüz yorum yapmadı ama bakalım ilerleyen günlerde ne diyecek Sir Alex.

Madem bu işi beceremiyorsunuz o zaman yapmayın kardeşim, başınıza bela alcaksınız sonra.Ya da parti yapmadan önce kızlarla bi şekilde anlaşma falan imzalayın iş bittikten sonra çirkeflik yapmak yok gibisinden.Hem kendinizi rezil ediyorsunuz, hem biz sevenlerinizi.Sonra milletin diline sakız oluyoruz, yakışmıyor..

18 Aralık 2007 Salı

Tv'de Spor Keyfi #1



18 Aralık Salı

22:00 Blackburn Rovers - Arsenal (tv 8 ) Carling Cup Çeyrek Final

19 Aralık Çarşamba

21:45 Galatasaray - Austria Wien (d spor)

21:45 Panionios - Bordeaux (e2)

21:45 Chelsea - Liverpool (tv 8 ) Carling Cup Çeyrek Final

20 Aralık Perşembe

21:45 Atletico Madrid - Panathinaikos (direct 8 ) hotbird-astra-eutelsat'tan şifresiz

21 Aralık Cuma

13:00 Şampiyonlar Ligi Kura Çekimi

14:00 UEFA Kupası Kura Çekimi

19.00 Galatasaray Cafe Crown - Türk Telekom (Ntv)

22 Aralık Cumartesi

14:45 Arsenal - Tottenham Hotspur (fox)

16.00 Pınar Karşıyaka - Efes Pilsen (ntv)

17:00 Middlesborough - West Ham United (fox)

18:10 Nancy - Lyon (kanal a)

23.00 Sevilla - Racing Santander (ntv)

23 Aralık Pazar

14:00 Manchester United - Everton (fox)

14:00 Fenerbahçe Ülker-Bjk Cola Turka (ntv)

16:00 İnter - Milan (24)

18:10 Blackburn Rovers - Chelsea (fox)

19:00 Juventus- Siena (kanal 24)

20:00 Barcelona - Real Madrid (ntv)

Ballack is Back

Hafta sonunun kaybedenleri Liverpool ve Chelsea Carling Cup çeyrek finalinde eşleştiler.Yarın saat 21.45 de başlayacak ve Tv8 den canlı yayınlanacak maç.






Chelsea'de geçen yıl Nisan ayında sakatlanan ve o zamandan beri oynayamayan Ballack ilk kez kadroya alındı bu maç için.Chelsea'de Terry hafta sonu sakatlandı ve bu maç yok, Drogba da henüz belli değil.




Liverpool da ise Agger yine yok Finnan'ın durumu da henüz belli değilmiş.Xabi Alonso antrenmanlara katılıyormuş ve maç için hazırmış.Teknik direktör Rafa ise galibiyetten emin konuşmuş.Takımının Reading ve United yenilgilerinden sonra bir yenilgiye daha izin vermeyeceğini belirtmiş.Stamford Bridge'de Chelsea çok uzun zamandır kaybetmiyor ama bu durumu değiştirmeye çalışacaz, Chelsea ile son yıllarda çok oynadık ve onları tanıyoruz falan demiş.Bakalım izleyip görecez.




Chelsea ile Liverpool son yıllarda Rafa'nın da belirttiği gibi çok sık karşılaşıyorlar ve genelde de Liverpool kazanıyor.Özellikle şampiyonlar liginde 3 yılda 2 kez eşleştiler ve finale çıkan hep Liverpool oldu. Chelsea yarın seyircisinin önünde kazanmak isteyecektir.

17 Aralık 2007 Pazartesi

Biri Bunların Durdursun



Fox tv premier ligi aldı alalı premier lig zevki falan kalmadı.Adamlarda oyle spikerler var ki adamı premier ligden bile soğutuyorlar arkadaş.Zaten bir kere Türk oyuncuların maçlarını yayınlacağız diye doğru düzgün maç bile izleyemiyoruz.Sene başından beri sürekli Boro, Newcastle maçı izlemekten bi hal olduk.Bir de her maçta Türk oyuncuları övmeler, sürekli poh pohlamalar biz sanki bilmiyoruz kimin ne olduğunu, nasıl oynadığını sahada.


Onun dışında sürekli yanlış telaffuzlar, abartılı tellaffuzlar daha neler neler. Richardson'a 'rikardson' demiş adamlardan bahsediyouz burda kolay değil.Yani maç keyfine sıçmak adına her hareket var adamlarda.Özellikle o Gerçek Kesit alt yapılı Bilgehan Demir yok mu o varya adamı bezdiriyo.Bu gidişle paraya kıyıp digitürk spor paketi alıcam ordan yabancı spikerlerle izlicem mis gibi.




Haftasonu Arsenal maçında artık iyice işin boku çıktı. Ashley Cole bütün maç ıslıklandı izleyenler bilir.Adam çıkıp Cole tüm bu aldığı tepkilerden sonra bir gol atsın isterim dedi ya adam.Sana nekardeşim sen maçını anlatsana temiz temiz.Sana ne Cole'dan amcaoğlu musunuz? Sonra bütün maç 'verkaç' pazar akşamı gündemi belirleyecek, yok bomba transfer haberleri de bilmem neler,yok Almunia mükemmel kurtarışlar yapmış 4-4-2 de hafanın kurtarışlarına girebilirmiş.Hatta abartıp Almunia haftanın kurtarışlarına girebilmek için kendini yerden yere atıyor falan bile dedi.Ee, yuh artık.Son bombaları da Oks Anneleri ve Arka Sıradakiler.Sürekli bahsedip duruyor kaçırmayın da M.E.B ile ortak yapılan bi proje de bilmem ne. O diziyi ortak proje ile yapan bakanlığa bir Fox'a iki.Onlar nasıl diziler öyle ya.Hele ki o Oks Annelerini Allah bildiği gibi yapsın.


Biri Fox tv'yi durdursun artık.Noolur...

Where Amazing Happens #2







Magic ve koyu Laker Denzel Washington




Michael Duncan Clarke da ordaymış.

Carlitos





İngiltere premier ligindeki muhteşem pazarın ilk maçı Manchester United ve Liverpool arasındaydı.United 2002 den beri Anfield Road'da kaybetmiyordu ve yine kaybetmeyeceğini düşünenler çoğunluktaydı, bende bu gruna dahilim tabi. Liverpool hafta içinde Marsilya karşısında zor bir maçta çok iyi oynayarak çok da yorularak bu maça gelmişti. United ise Roma ile stresli bir maç oynadı ama oyuncularını dinlendirebildi.




Maçtaki futbol beklentileri pek de karşılayamadı malesef. İki yıl önce 2-0 biten maçı hatırladığımda o maçla bu maç arasında dağlar kadar fark vardı diyebilirim futbol açısından.İki takımda çok net pozisyonlar üretemedi. Göze hoş gelen, hızlı, yaratıcı premier lig futbolu yoktu sahada.Ama çok sıkı ve sert bir mücadele vardı. Liverpool durum 0-0 iken Van der Sar ve defansın anlaşmazşığı sebebiyle iki gol fırsatı yakaladı ama ikisini de değerlendiremedi. Zaten maçın sonuna kadar da bir daha pozisyona falan giremediler. Liverpool da çok çok iyi oynadı diyebileceğimiz bir oyuncu yoktu. Kanatları etkili kullanamadı Liverpool, orta sahada üstünlük kuramayınca Kuyt ve Torres United savunması arasında kayboldu gitti. Zaten Kuyt maçta var mıydı yok muydu fark edilmedi. Babel girdikten sonra etkili olmaya çalıştı, oldu da ama yerinde oynamadığı için o da eridi gitti.Babel şu takımda son 15 dk girip sol kanatta oynayacak adam değil bana kalırsa. Adam bi kere forvet taş gibi de oynuyor, koy ilk 11 e oynasın Torres'le beraber emimin ki Kuyt'dan daha iyi oynar.Crouch'a da Galatasaray'da Ümit Karan ve Hakan'a yapılan muamele yapılmaya devam ediliyor.





United'da ise Ronaldo, Giggs ve Rooney'in bu kadar etkisiz olduğu bir günde böyle zor bir deplasmanda 3 puan almak yeterdi tabi.Güzel futbol oynayarak bunu yapsa daha da güzel olmaz mıydı olurdu tabi ama güzel futboldan çok puanın önemli olduğu maçlarda vardır hani bu da öyle bir maçtı.Hücümün temelini oluşturan bu üçlünün etkisiz olduğu bir günde bir de Scholes yokken orta sahada, United'ın hücumdaki dağınıklığı biraz daha anlaşılabilri duruma geliyor.İlk yarının sonunda son haftaların formda oyuncusu Tevez'in şanslı golüyle maç geldi.İkinci yarıda bir kaç kontra atak geliştirdik ama Rooney etkisizdi, ofsayte kaldı kalmadığı bir pozisyonda mutlak bir pozisyonu harcadı.Ama önemli değil 3 puan geldi, gerisi yalan.Maçla ilgili olarak da Anderson ,Hargreaves ikilisini ve defansımızı kutluyorum.Özellikle de Evra ve Ferdi'yi.Bravo çocuklar.Bir de Arsenal berabere kalsaydı ne güzel olurdu.

Uk Champ Final



Final mücadelesi tahmin edilenden çok kısa sürdü ve beklenilen çekişme olmadı. O'Sullivan dün bir önceki 147 yaptıktan sonra aynen kaldığı yerden devam etti. Maguire doğru düzgün masada kalıp maça ısınma fırsatı bile bulamadan 4-0 la seans arasına girildi. Seans arasından sonra da Maguire hiç toparlanamadı daha doğrusu Ronnie buna izin vermedi.Maguire eline geçirdiği ve her zaman başarılı olduğu fırsatları çok kötü kullandı. Ronnie de zaten çok konsantre ve formdaydı. bunlar üst üste gelince öğlen seansı 8-0 sona erdi. Zaten bu skordan sonraki her frame sonucu belirlemek için oynanacaktı. Maguire daha sonra iki frame kazandı ama Rocket daha fazlasına izin vermedi ve maçı 10-2 gibi ezici bir üstünlükle kazandı.

Rocket bu turnuvada artık olgunlaştığın gösterdi. Bunda 33 aydır bir sıralama turnuvası kazanamamasının da etkisi vardı mutlaka ama o eski, oyundan kopan, hemen sonuca gitmek isteyen Rocket bu turnuvada daha sakin ve akıllı oynadı. Zaten bu oyun tarzını o eşsiz yeteneğiyle birleştirdiğinde yenemeyeceği kimse yok. Dünkü maçta da kolayca görüldü ki bu şekilde oynadığında zorlanması bile düşük ihtimal.

Bu maç ile birlikte Ronnie 33 ay sonra bir sıralama turnuvası kazanmış oldu. 130.000 poundluk bir ödülün sahibi oldu. Dünya klasmanında geçici olarak liderliğe yükseldi. Turnuva sonrası yaptığı konuşmada da kendisinin snookerın Mike Tyson'ı olarak anılmasını istemiş. Tamam abicim, öyle olsun o zaman diyorum. Bu arada çok tatlı bir kızı var Rocket'in onu da yanaklarından öpüyorum.

16 Aralık 2007 Pazar

Ağır ol Capello


Capello İngiliz milli takımının başına geçer geçmez konuşmaya başladı. İlk yaptığı açıklamada dünya kupasını kazanacağım demiş. Tamam iyi hocasın, gittiğin her yerde kupalar kaldırmış adamsın, ingilizlerde de iyi takım var ama neden bu acele. Bi dur bi soluklan, etrafı tanı.Oyuncularla tanış, kaynaş vs. Gerçi bu açıklamalarda aldığı paranın da etkisi vardır muhtemelen. Yıllık 6.5 milyon pound alacak az değil, bu tip vaatlerle İngilizleri oyalıyordur belki de.Kupayı kazanabilir kazanmasına ona lafımız yok ama bu acele ne?
"My life could have been easy but I need a challenge - and the biggest challenge in football is to lift England to the stars," he told the News of the World.
I will win the World Cup. If I didn't think that, I would not have taken the job. I would have continued playing golf.
I will do everything I can to make the England team successful."

Milan Rövanşı Aldı

Milan 2oo3 de finalde kaybettiği Boca'yı 4-2 geçerek intercontinental cup'ın sahibi oldu.Kaka da maçın yıldızı..

Maç öncesi açılış töreni...
İki takım milli marşlarını söylerken...





Maçın yıldızı Kaka, 1 gol 2 asist...



















Cesur Yürek


Tuncay 'Brave Heart' Şanlı gollere devam ediyor. Geçen haftaki Arsenal maçından sonra dünde Derby'e golünü attı cesur yürek. Takımın 3 haftada aldığı 7 puanda en çok payı olan isimlerden biri Tuncay. Attığı goller de öyle boş beleş gol değil hani, hepsi de gayet güzel goller. Tuncay Fenerbahçe'den bildiğimiz üzere bir kez çoşup gaza geldi mi arkasını getiren bir adam. Bu gollerin devamı gelir ilerleyen haftalarda.

Muhteşem Pazar



Bu pazar günü tek ihtiyacınız olan şey bir adet tv, sınırsız kola ve cips. Şöyle bir program aynı güne denk gelmeyeli yıl oldu nerdeyse belki de hiç denk gelmedi.


12.3o Kanal 1 Boca-Milan ( şu an da bitmek üzere, 4-2 Milan önde)

15.30 Fox Liverpool-Manchester United

18.00 Fox Arsenal-Chelsea

21.15 Eurosport Uk Champ final O'Sullivan-Maguire

04.30 Nba Tv Lakers-Clippers bu da Nba severlere LA derbisi.


Bu program kaçırmaya gelmez.

Uk Champ 1/2 Finals




Yarı finale ikinci maçla başlamak istiyorum.Kaçıranlar varsa bi kere çok şey kaçırdılar. Ronnie maça çok iyi başlamadı.Eurosport sağolsun yine gündüz seansını kaçırdık akşam tv'yi açtığımda bir de baktım Selby 5-3 önde kapatmış gündüz seansını. Hemen akşam seansının başında da durumu 6-3 yapınca birazcık stres hakim oldu tabi bir Ronnie taraftarı olarak.Fakat Grand Prix'de Murphy'i 2-5 den 6-5 mağlup etmişti Ronnie ve geri dönecektir dedim.Öyle de oldu maç oradan 7-7 ye geldi ve sonra da Ronnie abim ordan ilk kez 8-7 öne geçti. İşte orada maç bitti dedim ama Selby de işi son frame e götürdü. Dikkatimi çeken bir başka şey de Selby masadayken Ronnie yine bilindik tavırlarda kenarda başka şeylerle uğraştı sürekli.Bir kaşıkla oynayıp durdu, tırnaklarını yedi her zamanki gibi.Bu adam da hakkaten değişik bişeyler var.



Maçı kaçıranlar ne kaçırdıysa son framede kaçırdı.Ronnie 'the Rocket' son framede maximum yaparak 147 aldı ve inanılmaz bir finişle bitirdi maçı.Geçen ayki Grand Prix de de 147 sini izlemiştik ve o maçtan sonra hemen burda da max yaparak bunu yapan ender snooker oyuncularından biri oldu.(bir de john higgins yapmış sanırım)


Berabere giden bir maçta son framede maximumu başka da yapacak yoktur heralde.Bugünkü maçta da artık kaybetmesi zor gibi duruyor.Bugün 147 gelirmi bilmem ama kupa ve dünya klasmanı 1.liği gelicek inşallah.




Yarı finalin ilk maçında herkes 17 framelik bir maç beklerken Maguire öğlen seansını 7-1 le kapatmıştı. Bir nevi maç bitmişti, bu ikilinin aralarında farklı problemlerde olduğunu bildiğimizden çok şaşırdık bu sonuca tabi. FAka akşam seansında Murph geri dönmeye çalıştı iyi de gidiyordu ama Maguire de bir yere kadar izin verdi buna ve maçı 9-5 kazandı. Eurosport sağolsun gene tam izleyemedik maçı. Kesin bi yayın akışları yok, varsa da nerden ulaşabiliriz bilimiyorum.
Final maçı saat 2.1.15 de eurosportda yayınlanacak.İzlemek isteyenlere duyurulur.

14 Aralık 2007 Cuma

Emerson'u İngiliz yapın!


İngiltere milli takımı Euro 2008 elemelerindeki başarısızlıktan sonra menajer Steve McClaren'in görevine son vermişti. Bir sürü ismin adı geçti menajerlik için Mourinho, Lippi ama sonunda göreve Capello getirildi. Capellonun her gittiği takımı şampiyon yapması gibi bir özelliği var ama bu sefer bir milli takım çalıştıracak ve bu klüp çalıştırmakla aynı şey değil. Neler yapıp yapamayacağını göreceğiz. Başarılı olabilir gibi geliyor bana zira Capello'nun evdiği oyun tarzına uyacak oyuncular var İngiliz milli takımında. Güçlü, savunmayı iyi yapabilecek defans ve orta sahası var ama Capello'nun en çok üzüldüğü şey bu sefer yanında Emerson'u getiremeyecek olmasıdır muhtemelen.




Göreve Capello'nun gelmesinin ardından da İngilizlerin efsanelerinden Paul Ince göreve Capello'nun gelmesini yanlış bulduğunu açıklamış hemen bir sürü de laf etmiş. Ince'e göre milli takım teknik direktörlerinin başka ülkelerde aranması üzücüymüş.Ayrıca bu hareketin İngiliz menajerleri yetersiz gösteren bir suçlama olduğunu da belirtmiş Ince. İngiltere'de bu işi yapabilecek bir sürü menajer varmış ve bu görev bir İngiliz' verilmeliymiş.


Şimdi Ince'e ben olsam sorardım arkadaşım ülkenizin en başarılı takımlarına bir bak bakalım hangisinde İngiliz menajer var. Ferguson mu ,Wenger mi İngiliz. hadi onu geçtim kovulan McClaren İngiliz değil miydi? Yani bulmuşsun Capello gibi adamı hala bir sürü laf ediyorsun. Ben Capello başarılı olur olmaz bilemem tabi ama sırf İngiliz değil diye böyle bir adamı da beğenmemek çok da doğru değil bence. İngiliz olsaydı kimi getirecektin bi de onu söylesen Ince. Kendisi menajerliğe başlamış Macclesfield'da ve iyi de gidiyormuş belki de göreve kendisinin getirillmesi gerektiğini düşünmüştür. İngiliz ya beyimiz...








13 Aralık 2007 Perşembe

Finaller


Uk Champ 1/4 Finals

UK Championship snooker turnuvası başladı. İnternet sıkıntım sebebiyle geride kalan turları aktaramadım ama sevgili Parma abim Tardini Büfe'de çok güzel anlatmış, oradan takip edebilirsiniz.




Çeyrek finalde ilk gün maçları oldukça çekişmeli ve heyecanlı geçti. Mark Wiliams-Stephen Maguire maçında çok heyecan verici güzel frameler yaşanmasa da çekişmeli geçti. 3-o geriye düşen Wlliams 3-3 ü buldu ama daha sonra çok basit hatalar yapmaya devam etti. Maguire de bi yere kadar affeder yani hataları. Maçı 9-5 aldı ve yarı finalist oldu.



Diğer tarafta da Shaun Murphy-Ding Junhui maçı gayet güzel bir maçtı. Kimse rakibinin bir adımda öte uzaklaşmasına izin vermedi.Öne geçen ertesi frame hemen yakalandı rakibi tarafından.6-6 ile seans arasına girildi ama dönüşte Murphy ağırlığını koydu ve Ding' e karşı gene kaybetmedi.Turnuvadan ve maçtan önce Murphy'e kaybetmek istemediğini ve bunun kendisini çok üzdüğünü tekrarlayan Ding yine kaybederek Murphy'e karşı kazanamama sendromunu devam ettirdi.








Bugünkü maçlarda ağabeyimiz Ronnie 'Rocket' O sullivan Jamie Cope ile karşılacak. Rocket oyundan sıkılmaz ve ciddi oynarsa kazanamayacağı maç yok ama rakipleri de bunun farkında oldukları için onu oyundan bıktırmak için herşeyi yapıyorlar. Bugünde Cope bunları deneyecektir. Fakat Ronnie Holt maçında gördüğüm kadarıyla biraz farklı oynuyor bu turnuvada. Eskiden hiç korkmadan yaptığı riskli vuruşlar yerine daha güvenli oynuyor.Ronnie alır gibi ama zor maç tabi.

Diğer çeyrek final maçında bir önceki turnuvada finalde Ronnie'yi oyundan bezdirerek maçı kazanan Marco Fu ile Mark Selby karşılacaklar.Bu maçta da çok zor maç ama ben ne olursa olsun Fu'yu istiyorum.Finalin hesabını kapatmak için eminim Ronnie de öyle düşünüyodur.

Milan-Boca




İntercontinental Cup'ta finalin adı belli oldu. Boca Juniors- Ac Milan



Milan Şenol Güneş'in eski takımı Urawa Red Diamonds'u Seedorf'la geçti ve finale çıktı. Ama Finalde işleri zor. Favorim Boca, evet. Göster kendini Cardozo, Ledesma..

CL 2.tur

Şampiyonlar liginde son maçlar da oynandı ve gruptan çıkan takımlar belirlendi. Kritik karşılaşmalar vardı ama sürpriz olmadı gibi.


Lyon deplasmanda Glasgow'a 3 tane yağladı ve ilk maçın acısını çıkarmış oldu. Aslında maçtaki en kritik dakika Benzema'nın 1-0 iken kaçırdığı müthiş pozisyonun dönüşünde Darcheville'ın topunun direkten dönmeseydi.O top gol olsa çok farklı olabilirdi ama Lyon'un çıkması tabi ki daha güzel oldu.




Fenerbahçe 1-0 geriye düştüğü maçı 3-1 kazandı ve işi şansa bırakmadan turu geçti. Alex'in de ayağına sağlık diyorum burdan güzel gol attı. Caner de Cska da iyi futbol oynadı. Ona da tebrikler. Keşke bi de Carlos gol atsaydı, bi atamadı gitti adam geldğinden beri.




Manchester United-Roma maçı da güzel başladı ama hiç de iyi bitmedi. Çıkan olaylarda 5 ölü 7 yaralı varmış. Ne gerek şimdi yani yemişin 7 tane geçen yıl bu yıl 10 atsan ne değişecek, ki onu da yapamıyorsun.Olaylara karışanların çoğunluğu İngilizmiş ama Roma'nın bu intikam sevdası olmasa bu olaylar çıkmazdı muhtemelen. Yani Roma 5-o yense ne değişecekti ki.




Dinamo Kiev'de 0(sıfır) çekerek bunu başaran 3. takım oldu. Nerde eski Dinamo Kiev, nerde...


Önceki gece oynanan maçlarda Acaba Werder Yunanistan'dan bir galibiyet çıkarabilir mi diye düşünenler oldu ama Olympiakos acımadı. Bu yılki sürpiz adayım bu yunan çocukları. Güzel tp oynuyorlar, iyi de kadroları var. Bakalım hangi favorinin başına bela olacaklar.




Beşiktaş'ın olduğu grupta da malesef Beşiktaş Porto'ya kaybetti ve Avrupa dosyasını kapattı. Liverpool da aynen Beşiktaş'a yaptığı gibi ilk maçı kaybettiği Marsilya'yı dümdüz etti deplasmanda ve üst tura çıktı. Torres de mükemmel top oynamış. Liverpool'un da Torres'in de buna ihtiyacı vardı.





Gruplarda birinci ve ikinciler şöyle oluştu.


Grup birincileri:Real Madrid, Chelsea, Barcelona, Manchester United, Sevilla, Porto, Milan, Inter


Grup ikincileri: Olympiakos, Schalke, Lyon, Roma, Arsenal, Liverpool, Celtic, Fenerbahçe.


Birinciler arasında en zayıfı Porto gibi duruyor. İkinciler arasında çok iyi takımlar var. Bunlarda biri gelirse Porto hatta Milan bile elenebilir. Olympiakos'a dikkat diyorum.

10 Aralık 2007 Pazartesi

Yeni Milli Forma








Milli takımın yeni forması turkuaz renkte dizayn edilmiş. Turkuaz güzel renk de bence bizim milli takıma gitmemiş. Zaten Barcelona bi yaptı bu turkuaz formayı aldı başını yürüdü. Fenerbahçe den sonra şimdi de milli takım. Hadi hayırlısı.





Arda da bilgisayar oyunundan kes yapıştır yapılmış gibi durmuş.


Premier'de Hafta Sonu


Premier ligde hafta sonu ilginç sonuçlar vardı.Lider Arsenal 4 günde 5. puanı da kaybederek tüm avantajını yitirdi.Üstelik ligin dibindeki,11 haftadır kazanamayan Boro'ya kaybettiler. Arsenal'de Van persie ve Fabregas'in eksiklikleri önemli ama geçen hafta Aston Villa'yı da bu eksiklerle mağlup edince bu maçı da kazanacakları düşünülüyordu.Arsenal ilk mağlubiyetini alırken, Boro 11 hafta sonra kazandı ve Tuncay'da üst üste ikinci golünü attı.

Bir başka sürpriz sonuç ise Liverpool'un Reading'e 3-1 mağlıp olmasaydı.Tam toparlanmışlarken bu mağlubiyet hiç de iyi olmadı onlar adına.Belki Rafa hafta içi oynayacakları Marsilya maçını düşünmüş olabilir ama ne olursa olsun Liverpool'un 4 gün arayla maça çıkacak kadro genişliği var.Bu mağlubiyet çok da kabul edilebilir değil.


Haftayı en karlı kapatan takımlar ise United ve Chelsea oldular.Liverpool'un puan kaybıyla Bir takipçileri yara alırken Arsenal'in üst üste puan kayıpları da şampiyonluk yarışında işi kızıştırdı.United zayıf derbiyi rahat bir maç sonunda 4-1 le geçerken Ronaldo ve Tevez yine boş geçmediler saolsunlar. Fantasy de yine yüzümü güldürdüler.Teşekürler çocuklar.


Hafta içi Roma ile tuhaf bir maça çıkacak United.İki takımda 2.turu garantiledi ama geçen yıldan kalma 7-1 lik maçın intikamını almak isteyecektir Romalılar.Bu maça Sir iddaalı bir kadro ile mi çıkacak yoksa yedekleriyle mi çıkacak bakalım.As kadro sahaya çıkarsa Roma intikamını almakta zorlanır gibi.İddaası olmadığı halde güzel bir maç olacak.Keşke izleyebilsek.


Feldkamp huzur evine


Kalli Beşiktaş maçında yaptığı hamlelerden sonra akıl sağlığını yitirmiş olmalı ki süreki takımla gereksiz oynuyor.Takımın düzeninin oluşmasına hiçbir şekilde izin vermiyor.Tabi bunda sakatlıkların da etkisi var ama o sakatlıklar olmasaydı Kalli buna izin verir miydi bilmiyoruz.Sene başında kazanılan puanlar ve avantaj dünkü maçla beraber yitirilmiş oldu artık.Zaten son haftalarda Galatasarayda işler yolunda gitmiyordu ve puanlar kaybediliyordu ama dünkü derbide fark 1 puana inerken sahadaki oyun da çok kötüydü.Bu kötü futbolun en büyük sorumlusu Kalli'ydi birçoklarına göre ki bence de öyle.Tamam sakatlıklar var önemli oyuncuların yok ama sahaya elindeki en iyi kadroyu mu çıkardı Feldkamp, hayır.Her sıkıştığında kurtarıcı olarak sahaya sürdüğü Hakan Şükür ve Ümit Karan'ın ikisininde klübe de olması zaten maçın başında birçok Galatasaraylının tepkisine neden oldu.Bu oyuncuları oyuna sokmak için de 2-0 ı beklemesi iyice işleri çileden çıkardı.Zaten Galatasaray birşey koyamıyordu sahada, bu adamlar girse ne olacak ki o saatten sonra?Orta sahada hiçbir şey üretemedikten sonra nasıl gol bekledi bilmiyorum.Birkaç haftadır forma şansı bulan ve iyide oynayan Mehmet Topal anca 83 de sakatlanan Barış'ın yerine girebildi oyuna.Nedenini sadece Feldkamp biliyor tabi ki.

Galatasaray'ın ilk 11 i zaten birçok kişiyi şaşırttı ama oyuncuların saha içindeki yerleri daha da bi tuhaftı.Sabri'yi ö libero oynatmak nasıl bir mantıkdır bilmiyorum ama hakkaten tuhaftı.Helal olsun Feldkamp.Madem orda bi adam oynatacaksın Mehmet Topal'ı oynat işte. Adam en azından o pozisyonun adamı.Sabri de illa oynucaksa Uğur'un yerine oynasın kendi yerinde.Zaten Uğur da kaldıramadı derbiyi. Diğer genç oyuncular gibi.

Feldkamp'ın kadrosu,oyuncu seçimleri ve pozisyon seçimleri yanlıştı.Oyuncu değişiklik zamanları da hatalıydı.Galatasaray sahaya 4 lü defans 2 ön libero 2 kanat oyuncusu ve 2 forvetle çıksa sonuç gene değişmezdi belki ama en azından Galatasaray bu kadar kötü oynamazdı.Zaten Feldkamp'ın bu çılgın taktik denemeleri yüzünden Uefa kupasından elenme ihtimalleri de çok yüksek.Feldkamp bir an önce huzur evine falan gönderilsin bi hava alıp gelsin bence, böyle bir kadroyu heba etmeden.

8 Aralık 2007 Cumartesi

Şov Yapma Demirören



Dünkü maç için Bursaspor taraftarı umutluydu. Takımda birçok eksik olmasına rağmen en azından puan bekliyordu taraftar ama Samet Aybaba yanlış oyuncu seçimleri ve değişiklikleri ile bu beklentileri boşa çıkarmış oldu. Bülent Korkmaz takımın başındayken Bursaspor daha güzel futbol oynuyordu ama sonuca gidemiyordu. Samet Aybaba'nın Bursaspor'u ise dün çok da iyi oynamadı malesef üstelik sonuca da gidemedi. Tabi bunda eksiklerin de önemli rolü var ama tüm bunlar yaptığı yanlış oyuncu değişikliklerini değiştirmez.


Maç orta saha mücadelesi şeklinde geçti genel olarak. İki takımda net pozisyonlar bulamadı. Çok top kaybı yaptı takımlar. İlk yarıda bir bölüm Beşiktaş üstün oynarken bir bölümde de Bursaspor iyiydi. İkinci yarıya Bursaspor iyi başladı ilk 15 dakika topa hükmetti ama aradığı pozisyonları bulamayınca Beşiktaş üstünlüğü ele geçirdi. Bu dakikalarda Pancu'nun oyundan çıkıp yerine Cihan'ın! girmesi çok tuhaf geldi bana. Yoksa 1 puana mı oynucaz diye düşündüm ama baktım ki Cihan Pancu'nun yerinde oynuyor. Yani biz yıllardır Cihan'ı izlemesek anlayabilirdik ama hakkaten garip bir değişiklikti. Orta sahada topu ayağında tutabilecek tek oyuncu da çıkıp yerine Cihan girince işte üsütnlük falan da kalmadı.






Maç da dikkatimi çeken diğer bir olay da Yıldırım Demirören'in ve arkadaşlarının rakip takım tribününde oturmasıydı. Yani iki takım arasındaki gerginlikten dolayı deplasmanlara rakip takımın getirilmemesi iki klup arasında alınmış ortak bir karardı. Bunun bu şekilde bir protesto ile dile getirilmesi çok abes bir durum bence. Nasıl Beşiktaş taraftarı Bursa'ya gelmiyorsa Bursa taraftarı da İstanbul'a gitmiyor. Bunun nesi garip anlamış değilim ama söz konusu Sn.Demirören olunca biraz daha anlayabiliyorum. Paf takımla çıkacaz deyip sonrasında sözünden cayan Demirören iki takım arasındaki anlaşmayı da unutmuş heralde. Umarım oturdukları koltukların altına birer parça gazete koymuşlardır zira çok pis o koltuklar bizzat biliyorum.

Maçın hakkı beraberlikti aslında ama Delgado gibi bir oyuncunuz varsa yoktan var edebiliyor işte. Çok şık bir golle takımına önemli bir galibiyet getirdi. Delgado'yu ve Beşiktaş'ı tebrik ediyor Porto maçında başarılar diliyorum.

İlk Derbi Cimbom'un


Bugün bilindiği gibi derbiler günü. Önce basketbolda sonra da futbolda Galatasaray ve Fenerbahçe kozlarını paylaşacak.

Basketboldaki derbiyi Galatasaray rahat diyebileceğimiz şekilde kazandı. Maçın tamamında üstün olan takım Galatasaraydı. İlk dakikadan son dakikaya kadar çok iyi savaştılar, her topa atladılar ve sonucunda da kazandılar. Fenerbahçe'de eksikler vardı ama geçen yıl Efes'i süpürerek şampiyon olmuş, euroleagude oynayan bir takımın mazereti olmamalı eksik oyuncular. Fenerbahçe ilk yarıda Mirsad'ın üçlükleri ve White'ın fast break leri sayesinde maça tutunabildi. İkinci yarıda da Galatasaray'ın basit top kayıpları ile gelen fast breakler ve mrsiç'in üçlükleri ile yine maça ortak olmaya çalıştı ama Galatasaray maça o kadar iyi hazırlanmış ve inanmış ki, hiçbir şekilde izin vermedi.

Galatasaray'da bugün herkes çok iyi oynadı ama özellikle Hüseyin üçüncü periyotta kritik dakikalarda mükemmel oynadı. Onun dışında Cris Owens, Charles Gaines ve Cüneyt de maçın kazanılmasında çok önemli roller aldılar. Galatasaray yakaladığı çıkışı bu maçla da sürdürdü. Derbilerde 2 de 2 yaptılar. Beşiktaş'ı Akatlar'da Fener'i de kendi evlerinde mağlup ettiler. Akşamki futbol maçı için de futbolculara moral vermiş oldular.


Bugünkü maçta saydığımız oyuncuların dışında taraftar da çok etkiliydi. Bazı bölümlerde küfürler oldu fakat bunlar da işin tadı tuzu artık hele ki böyle maçlarda. Galatasaray böyle devam ederse kendilerini bu yıl, final olmasa bile en kötü yarı finalde görebiliriz. Tebrikler Cimbom.

6 Aralık 2007 Perşembe

5 Aralık 2007 Çarşamba

Elizabeth The Golden Age




Elizabeth; şu afişi, afişteki Cate Blanchett figürünü gören her insanın içinde izlenme isteği uyandıran bir film.Özellikle de tarihe karşı ilgisi olan bir insansanız filme gitmeniz kaçınılmazdır. Bende bu nedenlerden dolayı filme gitme isteğime karşı koyamadım ben de.

Filme gitmeden önce heyecanlı ve hareketli bir film, aksiyonlu savaş sahneleri vs bekliyordum. Fakat üzülerek belirteyim ki resmen hayal kırıklığına uğradım.Film o kadar sıkıcı, bayık ve ağır geçiyordu ki film arasını zor çıkardım diyebilirim. Ne bir aksiyon vardı ne de birşey.

Filmdeki güzellikleri sayacak olsak 2 yada 3 maddeyi geçmez bu unsurlar. Cate Blanchett'in kendisi ve mükemmel oyunculuğu, kostümler, ve biraz da olsa müzikler.Bunların dışında filmde güzel diyebileceğimiz pek birşey yok. Tarihin en büyük deniz savaşlarından biri geçiyor filmde ama savaş 2 top sesinden öteye gidemiyor.

Filmde savaş sahneleri biraz daha artırılabilirdi. Filme biraz daha heyecan katılabilirdi güzelleştirebilmek adına.

Şu haliyle sıkı bir Cate Blanchett hayranı değilseniz ya da sinemaya verecek fazla paranız yoksa izlemeye değecek bir film değil malesef.